Akbelen direnişçilerinden Orman Bakanı’na çağrı: Devletin bakanıysan gel buraya da koru ormanı

Akbelen direnişçilerinden Orman Bakanı’na çağrı: Devletin bakanıysan gel buraya da koru ormanı

Akbelen’de bugün, jandarmanın sert müdahalesinden olumsuz etkilenen bir vatandaş, “Ankara'daki sayın Tarım Bakanı, bu ormanı senin mi koruman lazım benim mi korumam lazım? Bu ormanı ben senden korumaya çalışıyorum. Devletin bakanıysan gel buraya da koru ormanı” diye tepki gösterdi.

Akbelen’de maden sahasının genişletilmesi amacıyla ağaç kesimi, altıncı gününde devam ediyor. Pek çok kentten, İkizköy’e gelen çevreciler, Akbelen Ormanı’nda kurulan direniş alanına giremedi. Çevreciler, yolu kapattı, yasak kararını protesto etti. Yol daha sonra açıldı.

Çevreci sivil topum kuruluşları, yola çıkmak istedi. Bu sırada jandarma, müdahale edileceğini duyurdu. Bunun üzerine köylüler ve çevreciler ile jandarma arasında tartışma çıktı. Jandarma, doğa nöbetindeki çevreciler ve köylülere; biber gazları, kalkan ve joplarla müdahale etti. Çevreciler ve köylüler, sert müdahaleye tepki gösterdi.

“DEVLETİN BAKANIYSAN GEL BURAYA DA KORU ORMANI”

Jandarmanın müdahalesinden etkilenen bir vatandaş, ANKA Haber Ajansı’na şunları söyledi:

“Biber gazı yedim. Konuşacak halde değilim. Geleceğimiz yok oluyor. Memleket gitti elden. Bizim sesimizi duyan yok mu, yetişen yok mu? İnsan hakları savunucusu, doğa hakları savunucuları neredesiniz? Lütfen bizlere yardım edin. Biz bir haftadır işkence görüyoruz. Her gün biber gazı yiyip tutuklanıyoruz. Yardıma gelin lütfen.

Ankara'daki sayın Tarım Bakanı, bu ormanı senin mi koruman lazım benim mi korumam lazım? Bu ormanı ben senden korumaya çalışıyorum. Yetiş imdadımıza, haydi. Devletin bakanıysan gel buraya da koru ormanı. Biz buradayız sen neredesin? Niye gelmiyorsun, seni bizim oylarımızla seçtik oraya. Çık gel oradan buraya da gör bizim halimizi. Bir haftadır köylü burada işkence çekiyor. Konuşacak durumda değilim gözlerim acıyor, kulaklarım yanıyor. Biber gazı yedik, her gün yiyoruz. Biz buna alıştık. Bizim yüreğimizi yakan biber gazları değil, güneş değil, sizin ruhsuz olmanızdır.”

İlgili Haberler