Demirtaş Türkiye'ye işgalci dedi Terörist Öcalan'ın muhatap alınmasını istedi

Demirtaş Türkiye'ye işgalci dedi Terörist Öcalan'ın muhatap alınmasını istedi

31 Mart seçimlerine kendi adaylarıyla giren DEM Parti, seçim stratejisini CHP eleştirisi üzerine kurarken geçmişteki 'Çözüm Süreci'ni hatırlatılarak yeni bir açılım pazarlığının sinyallerini verilmeye başlandı.

31 Mart yerel seçimlerine kendi adaylarıyla giren DEM Parti, seçim stratejisini CHP eleştirisi üzerine kurarken geçmişteki 'Çözüm Süreci'ni hatırlatarak yeni bir açılım pazarlığının sinyallerini veriyor. Son olarak Selahattin Demirtaş, Diyarbakır'a gönderdiği mesajda Erdoğan'a çağrıda bulundu.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, Diyarbakır'daki barış konferansına mesaj gönderdi. Mesajda 'barış'ın muhatabı olarak terörist başı Öcalan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan gösterilerek, "Kürt sorununun çözümü, resmi olarak bir masa etrafında konuşulacaksa -ki bizce gecikilmeden konuşulmalıdır- masada Türkiye Cumhuriyeti devletini temsilen Hükümet olmak zorundadır. Hükümet de bugün itibarıyla Sayın Erdoğan şahsında temsil edildiğine göre, bu işin birinci muhatabı Sayın Erdoğan'dır. Yine geçmiş deneyimlerden bilinen, kabul gören ve devletin de resmi hafızasında meşruiyeti kayıt altına alınmış Sayın Öcalan bir başka muhataptır" denildi.

"MUHATTAP ERDOĞAN VE ÖCALAN'DIR"


Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile 2019'daki yerel seçimlerde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı seçildikten 5 ay sonra yerine kayyum atanan ve yaklaşık 5 yıldır cezaevinde Selçuk Mızraklı, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesinin düzenlediği “Kürt Sorununda Çözüm ve Barış Konferansı”na mesaj gönderdi.

Barış Vakfı'ndan Hakan Tahmaz'ın okuduğu mesajda barışın muhatabı olarak PKK lideri Abdullah Öcalan ile Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan gösterildi.

TÜRKİYE, SURİYE, IRAK VE İRAN İŞGALCİ OLARAK TANIMLANDI


Demirtaş ve Mızraklı, mesajlarında Türkiye, Suriye, İran ve Irak'ı 'işgalci' olarak tanımladı. Mesajda şöyle denildi: "Kürt halkının kimseden bir talebi de yoktur. Çünkü talep etmek hiyerarşik bir ilişkiye gönderme yapar. Kürtler talep etmek yerine, gasp edilen özgürlüklerini geri almak istiyor. Bizim açımızdan Ankara, Tahran, Bağdat veya Şam birer talep makamı değildir, çözümün muhatabıdırlar. Tartışma konumuz ise anavatanımız Kürdistan'ın fiili, zoraki işgaliyle ortaya çıkan gasp hukukunun nasıl sonlandırılacağıdır."

'ÇÖZÜM SÜRECİ ÖNEMLİ DENEYİMLER SUNDU'


Demirtaş ve Mızraklı mesajlarında geçmişteki çözüm sürecini hatırlatarak bunun kendilerine 'önemli deneyimler' sunduğunu ileri sürdüler. Demirtaş ve Mızraklı şu ifadeleri kullandı:

"Bizler, Türkiye'de siyaset yapan Kürt siyasetçiler olarak bu gasp hukukunun son bulması için demokratik, barışçıl, siyasi mücadeleyi tercih ettik ve bunun bedellerini ödüyoruz. Ancak karşılaştığımız tüm zorbalıklara, adaletsizliklere, hukuksuzluklara rağmen siyasi mücadelede, diyalog ve müzakerede ısrarcıyız. Konuşarak, tartışarak varılacak adil bir uzlaşmanın sonucunda onurlu bir barışın kurulmasından yanayız. Bunun koşullarının er geç sağlanacağından kuşkumuz yoktur. Fakat ne yazık ki, bu konuda gecikildiği her gün, her saat kan akmaya, canlarımız toprağa düşmeye devam ediyor. Dolayısıyla sizlerin yürüteceği cesur, hakkaniyetli tartışmaların pratik girişimlere vesile olmasını da yürekten diliyor, destekliyoruz.
Türkiye açısından, 'Kürt sorunu' başlığında bugüne kadar söylenmedik hiçbir şey kalmadı. Ama onurlu barış sağlanıncaya kadar ısrarla ve tekraren söylemekte de yarar var. Başka türlü, sorunlarımızı çözüm yoluna koyamayız. Türkiye'de 'Kürt sorunu'nda diyalog ve müzakerenin tarafları, muhataplık konusunda da yeni arayışlara gerek yoktur, sonuç da alınamaz. Başarısız da olsa her çözüm süreci bizlere önemli deneyimler sunmuştur. Buralardan herkesin çıkaracağı doğru derslerle bu defa başarabiliriz diye umut ediyor, inanıyoruz."

Mesajda yeni bir açılım pazarlığının işaretleri verildi. Yeni açılımın muhattaplarının Cumhurbaşkanı Erdoğan ve terör örgütü PKK'nın ele başı Öcalan olduğu iddia edildi. Demirtaş ve Mızraklı'nın ifadeleri şöyle:


"Elbette Kürt sorununun çözümü, resmi olarak bir masa etrafında konuşulacaksa -ki bizce gecikilmeden konuşulmalıdır- masada Türkiye Cumhuriyeti devletini temsilen Hükümet olmak zorundadır. Hükümet de bugün itibarıyla Sayın Erdoğan şahsında temsil edildiğine göre, bu işin birinci muhatabı Sayın Erdoğan'dır. Yine geçmiş deneyimlerden bilinen, kabul gören ve devletin de resmi hafızasında meşruiyeti kayıt altına alınmış Sayın Öcalan bir başka muhataptır. Ancak böylesine köklü ve grift bir sorun iki şahsiyetin tek başına çözebilecekleri bir mesele de değildir. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisinin bizzat kendisi, Meclis'teki tüm siyasi partiler, Kürt siyasi partileri, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, aydınlar, kadın hareketleri, sendikalar, barolar gibi tüm toplumsal yapılar da konunun tarafı ve muhatabıdırlar. Onurlu, adil barışa inanan herkes bu sürecin aktif katılımcısı, yürütücüsü ve sahibi olmak zorundadır. Başka türlü, bu zorlu meselenin altından kalkılamaz. Bizler de Kürt siyasetçiler olarak, karşı karşıya olduğumuz tüm adaletsizliklere rağmen; rövanşist, intikamcı duygulara teslim olmak yerine, halkımızın hak ettiği onurlu barış uğruna her türlü desteği sunmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz."

AÇILIM DEMLENDİ: ODATV İŞARETLERİ TAKİP ETTİ

Odatv, yerel seçim sürecinin başından beri DEM Parti'nin izlediği siyaseti, yapılan açıklamaları takip ediyor. DEM Parti'nin muhalefete kaybettirme riskini göze alarak belediye başkan adayları çıkarmasının yanı sıra Ahmet Türk ve diğer parti kadrolarının yaptığı açıklamalar da iktidarla yeni bir 'açılım' pazarlığına girildiği şeklinde yorumlandı.

Ahmet Türk, 'kayyum' meselesini gündeme getirerek DEM Parti’nin AKP’yle pazarlıktaki iki talebinden birini dile getirmiş oldu. DEM Parti, kazandığı belediyelere kayyum atanmamasını ve terörist başı Abdullah Öcalan’a uygulandığını iddia ettikleri ‘tecridin’ kaldırılmasını istiyor. DEM’in yeni bir açılım sürecindeki başat taleplerinin bunlar olacağı değerlendiriliyor.

Açılım dönemindeki İçişleri Bakanı ve AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala, 9 Şubat’ta Diyarbakır'dan DEM Parti'ye açılım sinyali vermişti. Ala, DEM Partililerle 'hayal bile edilemeyen sessiz devrimleri' gerçekleştirdiklerini ileri sürdü. Eski bakanın atıf yaptığı süreçte AKP hükümeti 'Kürt açılımı' adı verilen siyaseti izliyordu. Ala, eski defteri açmakla da yetinmedi, DEM Partililere 'Gelin destek olun' çağrısı yapması gizli bir diyalog sürecinin yürütüldüğünü akıllara getirdi.

CHP'YE YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE 'ERDOĞAN ÇÖZER...' VURGUSU


Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da bir TV kanalında "Sayın Erdoğan çıksın desin ki, 'Kürt meselesi, demokratik bir anayasa, Türkiye'yi demokratik bir zemine çekecek bir çalışma yürüteceğim', biz kimseye sormayız, gider otururuz tartışalım deriz. Ahmet Türk de bunu demek istiyor" diyen Bakırhan, "Keşke muhalefette de bir irade çıkabilseydi. 'Tek kişi çözer' şeklinde mutlak bir belirmede bulunmak benim işim değil. Bu iş çözülmeli. Erdoğan da çözebilir, yarın başka bir iktidar da çözebilir. Biz birisi çözüm dediğinde hangi siyasi partinin, hangi kişinin söylediğine mi bakacağız meselenin çözümüne mi odaklanacağız" ifadelerini kullandı.

DEM Partili Ahmet Türk CHP'nin genel seçimlerde kendileri ile açıktan bir görüşme yapmadığını anımsatarak "CHP bu kadar muazzam bir sorunu çözecek kabiliyette değil" diyerek, sorunu çözecek liderin Erdoğan olduğunu vurgulamıştı. Türk daha sonra bu açıklamasını düzelterek ‘Erdoğan’ı övmek istemediğini’ öne sürmüş ancak aynı açıklamasında ‘çözüm’ ısrarını sürdürmüş ve CHP’ye yönelik eleştirilerini devam ettirmişti. Sonuçta Ahmet Türk’ün iki açıklaması da üslup düzeltmesi dışında öz itibariyle aynı kapıya çıkıyor.


Türk, ikinci açıklamasında “Türkiye’deki akil insanlar, Türkiye’yi yönetecek mantık, bazı şeyleri görmeye başladı diye düşünüyorum. Artık Kürt’ü Türk yapmak, Alevi’yi Sünni yapmak politikalarının bir şey getirmediğini görmeye başladılar. Ama kısa zamanda böyle bir şey olacağını düşünmüyorum. Bunun altyapısının doğru bir şekilde hazırlanması, halka doğru mesajlar vererek ortamı hazırlamak gerekiyor." ifadelerini kullandı. Buradaki ‘akil insanlar’ ifadesi açılım sürecindeki ‘Akil Adamlar’ topluluğunu ve bunların yürüttüğü faaliyeti akıllara getirdi.

GÜNEYDOĞLU İŞ ADAMLARINDAN PKK'YA ÇAĞRI
Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde basın mensuplarıyla 21 Şubat’ta kahvaltılı toplantıda bir araya gelen Güneydoğu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (GÜNSİAD) Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, yerel seçimler öncesi siyasi sorumluluk alan adaylardan ve siyasilerden sert dil ve üsluptan kaçınmasını istedi. STK’lar olarak seçimlerin demokratik bir ortamda gerçekleşmesini isteyen Bedirhanoğlu, yeni bir çözüm süreci için PKK’ya “silahlı eylemleri sonlandırma ve ülke sınırları dışına çekilme” çağrısı yaptı. 2009'daki 'demokratik açılım' da PKK terör öRgütünün sözde ateşkesiyle başlamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından daha önce dile getirilen yeni Anayasa’ya dikkat çeken Bedirhanoğlu, “Askeri dönemin anayasası değiştirilmeli. Tüm partilerin hatta toplum çeşitli kesimlerini temsil eden STK’ların düşünceleri alınarak, toplumu kucaklayan bir sivil anayasa hazırlanmalıdır” dedi.

İlgili Haberler