Diyanet ve Milli Eğitime rakip: İttihad-ul Ulema

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

"Alimler ve medreseler Birliği-İttihad-ul Ulema" adlı kuruluş, Diyanet İşleri Başkanlığına ve Milli Eğitim Bakanlığına rakip oldu.

İttihad-ul Ulema Medreseler açıyor, fetva kurulu ile fetvalar veriyor ve web sayfasında kuruluş amacını şöyle tanımlanıyor:

"İslami ilimler ve içtimai konularda ifrat ve tefritten uzak, İslam kültür külliyatını öğretmek, bu ilimler ışığında talebe yetiştirip, Müslümanları aydınlatmak amacıyla kurulmuştur."

Dernek, vakıf, Kuran Kursu gibi resmi bir izni olup olmadığını açıklamayan İttihad-ul Ulema, "topluma önderlik yapan, halkla iç içe olan örf ve adetlerini göz önünde bulunduran Âlim ve Âlimeler yetiştirmeyi" hedeflediğini vurguluyor.

Eğitim faaliyetlerini, Milli Eğitim Bakanlığına da YÖK'e de rakip olarak şöyle anlatıyor:

"Dört yıllık devam eden ilmi süreçle birlikte 'İcazet' seviyesine ulaşan öğrencilerimiz için; ilk yılı hazırlık olmak üzere Tefsir, Hadis, Akâid, Fıkıh, Usul Dersleri ve İslam Tarihi alanlarında ihtisas çalışmamız bulunmaktadır."

Milli Eğitim Bakanlığı'nın imam hatip liseleri, YÖK'ün ilahiyat fakülteleri varken, "medrese"         eğitimi ve öğretimi yapan "Alimler ve Medreseler Birliği", merkezinin Diyarbakır'da olduğunu belirterek eğitim faaliyetlerini, "Türkiye'nin birçok ilinde İslami ilimler ve sosyal komisyonlarıyla faaliyet yürüten bir kurumdur. Birliğimiz Âlim ve Âlimeler yetiştirmeyi hedefliyor" diye duyuruyor.

Amaçlarını, "Özellikle bölgemizde yüzyıllardır devam eden medrese geleneğine sahip çıkmak ve ilmi kurumlarımızın daha düzenli şekilde devamlığını sağlamak" şeklinde anlatıyor.

Molla Enver Kılıçarslan'ın genel başkanı olduğu İttihad-ul Ulema, Bursa'da faaliyetlerini web sayfasından fotoğraflı olarak şöyle duyurdu:

"Birliğimiz ile Peygamber Sevdalıları Platformu Bursa Koordinatörlüğü'nün birlikte düzenledikleri merasimle, ilmi tedrisatını tamamlayan 13 kız talebeye icazetleri verildi."

Değerli okurlarım,

8 Mart 2016 tarihinde dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Şırnak'tan Ankara'ya dönerken uçakta olan dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez gazetecilere, "Bakanlar Kurulu'nda medreselerle ilgili sunum" yaptığını belirterek, "Medreseler legal olmalı, bir kısmını Kuran kursu yaparak legalleştirdik" demişti.

Osmanlı devletinde tekke, zaviye ve medreseler birer dini eğitim kuruluşlarıydı.

Cumhuriyet'in ilanından sonra devrim kanunları çerçevesinde 03 Mart 1924 tarihinde "Tevhidi Tedrisat Kanunu" çıkartıldı, tüm medrese ve mektepler Milli Eğitim Bakanlığı'na devredildi ve medreselerin tamamı 1925 yılında kapatıldı.

Ancak "Alimler ve Medreseler Birliği" şu açıklamayı da resmen yapıyor:

"Türkiye'nin birçok ilinde faal olan medreselerimizi İttihad-ul Ulema çatısı altında toplayarak ilmi çalışmalarına, daha düzenli ve programlı şekilde devam etmektedir.

Medreselerimizde okuyan binlerce erkek ve bayan talebelerimiz donanımlı müderrislerden aldıkları dersler ile hem ilmi hem de kültürel alanda topluma rehberlik yapmak için yetiştiriliyorlar.

Ayrıca gündüzlü bayan ve erkek talebeler için açmış olduğumuz medreselerimizde de İslami eğitimlerimizi sürdürmekteyiz."

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'a soralım:

"Alimler ve Medreseler Birliği-İttihad-ul Ulema" adlı kuruluşa bakanlığınızın verdiği yasal izinler var mı?

FETVA KURULU

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "Din İşleri Yüksek Kurulu" vatandaşların sorularına gerek web sayfasından gerekse "Alo 190" hattından "fetva" veriyordu.

"Alimler ve Medreseler Birliği"de Diyanet İşleri Başkanlığına rakip olarak her konuda yönetilen sorulara "fetva" veriyor.

Örnek vermek gerekirse, "Bankanın Alışverişlerde Tanıdığı Vade Farkı Faiz midir?" şeklindeki bir soruya da şöyle "fetva" verilmiş:

"Bankanın "kredi" adı altında müşteriye verdiği para, açıktan faizdir. Bu durum birçok kişinin yaptığı yüklü alışveriş neticesinden bankanın kendisine mobil üzerinden gönderdiği "vade farkı" mesajlarıyla aynıdır. Şöyle ki; banka gönderdiği mesajda "satın aldığınız ürünü şu kadar farkla taksite bağlamak istiyor musunuz" diyerek müşteriye faizli kredi teklifinde bulunuyor ki bu haramdır."

"Tüyleri aldırmak için epilasyon merkezlerine gitme" konusunda verilen fetva ise şöyle:

"Birbirlerine yabancı olan kadın ve erkeklerin kendi cinslerine karşı avret sınırları diz ile göbek arasıdır. Tedavi vb. zaruri ihtiyaçlar hariç bu tür yerlere bakmak ve dokunmak haramdır."

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'a da soralım:

"Alimler ve Medreseler Birliği-İttihad-ul Ulema" adlı kuruluşa verdiğiniz yasal izinler var mı?

  • Yorumlar 9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları