28 Kasım 2021 Pazar
İstanbul Hava durumu İstanbul 12°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Orhan UĞUROĞLU
Orhan UĞUROĞLU

Erdoğan'dan dakika bir gol bir

[email protected]
+
Aa
-
20 Ekim 2021 Çarşamba

Türkiye Cumhuriyeti Devleti parlamenter rejim ile yönetilirdi.. Milletin seçtiği vekillerinin oluşturduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başbakan çıkarırdı. Başbakan'ın milletvekili olma zorunluluğu vardı. Başbakan nadir de olsa milletvekili olmayan bakan atardı ama hükümetin yüzde 99'u milletvekillerinden seçilirdi.

Milletin ihtiyaçlarına göre her bakan deneyimli müsteşarı başkanlığında oluşan bürokratlarla bakanlığının bütçesini yapardı.

Devlet Planlama Teşkilatı ülkenin 5 yıllık ihtiyaçlarına göre planlarını yayınlardı.

Bu planlardaki hedeflere uygun hazırlanan bakanlık bütçeleri başbakanlıkta toplanır, Başbakanlık Müsteşarı başkanlığında oluşan deneyimli bürokratlar tarafından son haline getirilir ve Bakanlar Kurulu'na sunulurdu.

Bakanlar Kurulu'nun kabul ettiği yıllık bütçe her yılın Ekim ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sevk edilir ve Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmeye başlanırdı.

Komisyonda muhalefet partilerinin önerileri de değerlendirilir, Maliye Bakanlığı uzmanlarının ve bakanının görüşü de alınarak gerekli düzenlemeler yapılırdı.

Devlet Bahçeli'nin desteği ile Recep Tayyip Erdoğan, 2002-2018 yılları arasında 16 yıl tek başına iktidar olmanın yetkileri az geldi ki parlamenter rejim yerine tek kişilik devlet yönetimini allayıp pullayıp 16 Nisan 2017'de halk oyuna sundu.

İşte Haziran 2018'den bu yana ucube Tek Adam Rejimi ile yönetiliyor Türkiye.

Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet Personel Dairesi gibi temel kurumlar kapatıldı.

Milletin seçtiği milletvekilleri değil saraydan atanan kişiler bakan yapılıyor. Bakanlar yasa görüşmeleri için Meclis'e gelmiyorlar, milletvekillerine hesap vermiyorlar.

Devletin Bütçesi de saraydan yapılmaya başlandı.

Yani Meclis iradesi değil sarayın iradesi hâkim oldu.

2022 bütçesi de Meclis'te değil, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından sarayda basın toplantısı ile açıklandı.

Oktay dedi ki;

-''2022 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde bütçe giderleri 1 trilyon 750 milyar 957 milyon lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 472 milyar 583 milyon lira ve bütçe açığı 278 milyar 374 milyon lira olarak öngörülmüştür."

Denk bütçe mi? Nerede?

Dakika bir gol bir denir ya tam da öyle:

-"Bütçe açığı 278 milyar 374 milyon lira…"

Recep Tayyip Erdoğan 27 Şubat 2015'te dedi ki;

-"Vatanı satmak yüksek faizle, kötü yönetimle emeği heba etmekle olur…"

Yüksek faiz var mı? Var…

Kötü yönetim var mı? Var…

Emeği heba etmek var mı? Var…

Peki, "Vatanı satmak" var mı?

Var desem soluğu adliyede alırım. Yok desem sizler inanmazsınız.

O halde kararı Erdoğan versin…

***

Değerli okurlarım,

Yeniçağ yazarı kardeşim, özgür gazeteci Yavuz Selim Demirağ şöyle yazdı:

-"Canım memleketimde 'Gazeteci' olmak zor zanaat...

İktidarın hoşuna gitmeyen, yandaşlarını ürküten yazı ve yorum yaparsanız bedeli ağır oluyor.

Gazete-televizyon binanıza taşlı-sopalı saldırılar yapılır.

Yetmez, evinizin, iş yerinizin önünde sopalı-silahlı saldırı sonucu öldürülebilirsiniz.

Ya da "Öldü" diye bırakılırsınız...

Bu satırların yazarı "Öldü" diye bırakılanlardan olmakla beraber son 3 yılda fiili saldırıya uğrayan 67 gazeteciden sadece birisi..."

Evet, yerden göğe kadar haklı Demirağ.

Vefalı gazeteci, siyasetçi CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ile ANKA Ajans muhabiri Arda Erşin, gazeteci yazar Müyesser yıldız ve Yeniçağ muhabiri Emre Yılmaz, Yavuz Selim Demirağ'ın 15 Ekim'deki duruşmasını izlediler.

Çakırözer dedi ki;

-"Sadece düşüncelerini ifade ettiği için meslektaşımız saldırıya uğradı.

Herkesin Demirağ'ın yanında olması gerekir.

Bu tür saldırıların en ağır şekilde cezalandırılması gerekir.

Daha önce de bilindiği üzere Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu'na da bir saldırıda bulunulmuştu.

Eğer caydırıcı cezalar verilmezse Yavuz Selim Demirağ gibi başka meslektaşlarımız da saldırıya uğrayabilir.

Demokrasiyi korumak istiyorsak gazetecilerin, siyasetçilerin özgürlüğünü korumamız gerekiyor."

Çakırözer çok haklı.

Saldırıya uğradığım günden sonra basın meslek kuruluşlarından telefonla, mesajla aramalar hariç tek bir temsilci "Geçmiş Olsun" diye ziyaretime gelmedi.

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Atatürk Turancı mıydı?
Atatürk Turancı mıydı?
Ahmet B. ERCİLASUN
Atatürk Turancı mıydı?
Rezervlerde erime hâlâ cevap bulamadı
Rezervlerde erime hâlâ cevap bulamadı
Esfender KORKMAZ
Rezervlerde erime hâlâ cevap bulamadı
İktidarın asıl savaşı muhalefetle
İktidarın asıl savaşı muhalefetle
Fatma ÇELİK
İktidarın asıl savaşı muhalefetle
Derin fakirlik dönemine girerken...
Derin fakirlik dönemine girerken...
Gülay TUNÇEL
Derin fakirlik dönemine girerken...
Anketten savrulan tokat!...
Anketten savrulan tokat!...
Mehmet FARAÇ
Anketten savrulan tokat!...
Gerçek yalanı dövüyor!
Gerçek yalanı dövüyor!
Murat İDE
Gerçek yalanı dövüyor!
Erdoğan'ın karnesi ile Kavcıoğlu'nun karnesi
Erdoğan'ın karnesi ile Kavcıoğlu'nun karnesi
Orhan UĞUROĞLU
Erdoğan'ın karnesi ile Kavcıoğlu'nun karnesi