Kılıçdaroğlu haklı Özal demokrattı

A+A-
Orhan UĞUROĞLU

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 27. Vefat yılında yazdığı Tweet tartışmalara neden oldu.

Kemal Kılıçdaroğlu dedi ki;

"Demokratik siyasi yaşama daima bağlı kalan, devletin kurum ve kurullarını önemseyen, devlet yönetiminde planlamaya ve liyakate önem veren örnek bir siyaset ve devlet adamıydı. 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ı aramızdan ayrılışının yıldönümünde, saygı ve rahmetle anıyorum…"

Önce şunu vurgulayayım.

Kemal Kılıçdaroğlu, Özal döneminde kariyeri ve liyakati nedeniyle çok önemli kurumlara atandı.

1983'te Maliye Bakanlığının en önemli birimi olan Gelirler Genel Müdürlüğü'nde önce daire başkanı olarak görev aldı, daha sonra genel müdür yardımcılığını yaptı.

1991 yılında Bağ-Kur′a genel müdür olarak atanan Kılıçdaroğlu, 1992 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü′ne geçti. Kısa bir süre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı′nda müsteşar yardımcısı olarak görev yaptı.

Özetleyecek olursak yaklaşık 10 yıl Özal döneminde en önemli kamu kurumlarının sorumlu mevkilerinde görev yapan Kılıçdaroğlu merhum 8. Cumhurbaşkanını en yakından tanıyan bürokratlardan biriydi.

Özal'ın demokrasiye inancını, demokratlığını araştırmak için o dönemin bir bürokratına soracak olsam Kemal Bey'e sorardım.

Değerli okurlarım,

Özal demokrasiye inanan demokrat bir liderdi.

Muhalefet Partilerinin kendisine yönelik en ağır eleştirileri karşısında siyaseten yanıtlar verdi.

Tek bir siyasetçiyi mahkemeye vermedi…

"Hakaret" nedeniyle açılan kamu davalarına başbakanlık ya da cumhurbaşkanlığı adına avukatların "müdahil" olmalarına izin vermedi, davaları takip ettirmedi.

Tek bir gazeteci hakkında suç duyurusunda bulunmadı, aleyhine en ağır hakaretleri yazan gazetecileri dahi mahkemeye vermedi.

Merhum milletvekili, gazeteci ve yazar Çetin Altan'ın pasaportuna "Komünist" gerekçesi ile 12 Eylül darbecileri el koymuşlardı.

Almanya'dan bir konferans için davet alan merhum Çetin Altan gazeteci ağabeyim, ustam olan Özal'ın basın danışmanı Can Pulak'ı arayarak şikâyet eder ve yardım ister.

Pulak'ın Özal'a söylemesi ile 4-5 saat sonra pasaportu Çetin Altan'a götürülüp teslim edildi…

Değerli okurlarım,

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan birçok kişi CHP liderinin Özal'ı anma mesajının altına saçma sapan, gerçek dışı yorumlar yapmışlar.

İşte bir tanesi de bu:

22245.jpg

Yüzde yüz yalan, iftira ve ölen bir insan için yapılacak en büyük günah.

Yıllarca basın danışmanlığı yapan, Özal ile ilgili yazılan her haberden bilgisi görevi itibarıyla olan Can Pulak'ı aradım, sordum.

"Külliyen uydurma" dedi.

Özal'ın demokratlığına, devlet adamlığına dönecek olursak biliyorsunuz İslami yönü itibarı ile de eleştirildi, eleştiriliyor.

Önce şu örneği vereyim.

Merhum Özal bana "yazma" dediği için yazmamış ve kitabıma bırakmıştım ama konu geldiği için kamuoyunun bilgisi olsun diye ilk kez açıklayayım:

Cuma namazlarına giden Özal başbakanlığında 0002 plakalı araçla değil, sivil plakalı araç kullanırdı.

Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk Cuma namazına tamponunda cumhurbaşkanlığı forsu ve Türk Bayrakları olan makam aracı hazırlanmış.

Merhum Özal, "Derhal sivil plakalı araç getirin. Laik Türkiye Cumhuriyetinin cumhurbaşkanı resmi makam aracı ile ibadete gitmez" diyerek makam aracını değiştirdi.

Demokrasi Şehitleri Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın kabirlerini İmralı adasından alıp Topkapı'da yaptırdığı Anıt Mezara taşıttıran merhum Özal'ın demokrasiye inancı tartışılabilir mi?

Liyakat ve kariyere önem veren merhum Turgut Özal'ın demokratlığına en güzel örneklerinden bir tanesini de Can Pulak anlattı.

Almanya'ya giden Özal ve resmi heyetin kaldığı otele merhum sanatçı Cem Karaca gelir ve Pulak'a, "Can Bey vatanıma dönmek istiyorum. Hiçbir suçum yok, tek suçum şarkılarım. Sayın Başbakan ile görüşerek bu durumumu anlatmak istiyorum" der.

Özal görüşmede Cem Karaca'ya iltifatlar yağdırır ve "Hemen ülkemize dönebilirsin. Biz gereğini yapacağız hiç merak etme" der ve sanatçı Türkiye'ye döner hiçbir sorun da yaşamaz…

Özal'ın siyaseten demokratlığına verilecek en güzel örneklerden birisi de Dışişleri Baş Danışmanlığına büyükelçi Gündüz Aktan'ı atamak için kararname hazırlatmasında yaşandı. Anavatan partililer Özal'a, "Gündüz Bey sol fikirliymiş. Partide sıkıntı yaşarız" deyince aldıkları yanıt şu oldu:

"Kardeşim bize liyakat ve kariyer sahibi bilgili deneyimli ülkesini seven insanlar gerekir. Bizim her dediğimize, 'evet haklısınız' diyecek insanlar bana lazım değil. Yüzüme gerçekleri, doğruları, hatalarımı söyleyecek insanlar lazım ki devlet yönetiminde hata yapmayalım. Siyasi fikirleri herkesin kendine aittir..."

Kaldı ki Özal'ın Anavatan Partisini kurarken seçtiği kadroların en önemli özelliği dört siyasi eğilimde olan insanlardan oluşmasıydı.

Bugün bile hiçbir parti Özal'ın gösterdiği demokratlığı tam anlamı ile gösteremiyor ki işte Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırının da temelinde demokrat olması ve Sezar'ın hakkını Sezar'a vermesi yatıyor.

Şunu da yazmalıyım ki merhum Özal 12 Eylül liderlerinin yasaklarını referanduma götürmeden kaldırmalı, referanduma götürdüğünde de yasakların kalkması için, "evet" kampanyası yapmalıydı.

Güneş Taner'in, "No, no, no" tişörtü ile yaptığı kepazeliği engelledi ama iş işten geçmişti…

Demokratlığına düşen bana göre en önemli hatası buydu…

 

dfs-004-001-011-001.jpg

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları