Özgür Özel. 'Şevki Yılmaz, Yıldız Sarayı'nın arka bahçesinden İngiliz zırhlısına kaçanların soyundan geliyor. Biz onları denize dökenlerin soyuyuz'

Özgür Özel.  'Şevki Yılmaz, Yıldız Sarayı'nın arka bahçesinden İngiliz zırhlısına kaçanların soyundan geliyor. Biz onları denize dökenlerin soyuyuz'

CHP'nin haftalık grup toplantısında konuşan Genel Başkan Özgür Özel, geçtiğimiz günlerde hanedan düğününde Atatürk'e beddua eden Şevki Yılmaz hakkında açıklama yaparak, "Şevki Yılmaz Yıldız Sarayı'nın arka bahçesinden İngiliz zırhlısına kaçanların soyundan geliyor. Biz onları denize dökenlerin soyuyuz" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, haftalık grup toplantısında, geçtiğimiz günlerde hanedan düğününde eline mikrofon alarak Atatürk'e beddua eden eski Refah Partili Milletvekili Şevki Yılmaz hakkında konuşarak, "Şevki Yılmaz, Yıldız Sarayı'nın arka bahçesinden İngiliz zırhlısına kaçanların soyundan geliyor. Biz onları denize dökenlerin soyuyuz" ifadelerini kullandı.

Özel'in grup toplantısından satır başları şu şekilde:

ERZİNCAN'DAKİ MADEN FACİASI:

Erzincan İliç’te 9 işçimizin toprak altında kalmasının üzerinden 9 gün geçti. Şu anda da genel başkan yardımcımız ve iki vekilimiz takip ediyor. Televizyonlarda bir toprak kayması heyelan gibi göstermeye çalışan bir iktidar medyası var.

Orada yaşanan işlenen madenden arta kalan yığınların liç halinde üs üste konmasıyla hesapsızca oluşturulmuş yapay bir dağın çökmesi kaymaya başlaması ve önüne kattığı her şeyi altına alarak 9 canı ölüme sürüklemesidir.

İnsan hayatını hiçe sayarak maden atıklarını bir yerde istiflemesinin soncudur. 9 işçimiz para kazanma hırsının kurbanı olmuşlardır.

Soma’da 301 madencimizi kaybettiğimizde 4 gün boyunca maden ocağı ağzında ailelerle bekelerken, ağıtların arasında Allah’a yakarışların arasında şunları duyuyorduk, ”söylüyordu söylüyordu maden çok sıcak diyordu çizmelerim ter doluyordu diyordu, bu maden bir gün başımıza bela olacak diyordu” sözleri hala kulağımdayken ön raporu açtık son günlerde basına konuşmasının psikologların bile ziyaretlerine bile engel olunan ailelerin ön raporda söyledikleri "bu dağ bir gün başımıza bela olacak, bir kayarsa burada hiç birimiz kalmayız.”

9 kayıp çok büyük ama nasıl bir büyük felaketin daha kenarından geçtiğimizin hepimizin bilincinde olması lazım.

"İLİÇ'İ İLK KEZ DUYMUYORUZ"

Bu İliç’i ilk kez duymuyoruz. Burası yılların çevre mücadelesini, bizzat çevreden sorumlu genel başkan yardımcılarımızın geçmişte gidip açıklamalar yaptığı tehlikelere dikkat çektiği yerdir. Siyaset haklı çıkanın söylediği doğru olanın karşılığını gördüğü haksız çıkanın da hesabını verdiği bir müessesedir.

Öyle bastırılmış sesler öyle haksız bir şekilde gündemin değiştirilmesiyle karşı karşıyayız ki, kıymetli vatandaşlarımız Adalet ve Kalkınma Partisi’nin MHP’nin seçmenleri. Yıllarca hain dedikleri provakatif dedikleri marjinal gruplara CHP destek veriyor dedikleri, CHP’liler hep tehlikeye dikkat çekti.

Buradan 3 yıl önce orada siyanür sızıntısı oldu. Göstermelik 3 ay durdurdular. İncelediler, suçlu buldular ve 16 milyon lira ceza kestiler. Duyunca büyük para diye düşünüyorsun; sadece aylar sonra Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bu şirket vergi affından yararlandı.

Bütün vatandaşlarımız duymalıdır ki; Recep Tayyip Erdoğan’ın haberi olmadan 2 milyon bile el değiştiremez. Bu madenler önce izin alıyorlar, küçük bir izni büyütüyorlar. 4-5 kat büyümek için başvurduğunda ÇED raporu hazırlanmış.

O raporda bir imza var Bakan Murat Kurum ve biz ona sorumluluğunu hatırlatıyoruz. üstüne alınmıyor. Erdoğan hiç bu konulara değinmiyor. En sonunda Devlet Bahçeli gelmiş diyor ki ”Murat Kurum görevini layığıyla yapmıştır burada hata o raporu düzenleyenlerde, Murat Kurum’un hatası yoktur.”

İBB’nin Cumhur İttifakı adayı Kurum söz konusu olunca Bahçeli Kurum’un konuyla alakası yok dedi.

Bunu Bahçeli’nin ve tüm Türkiye’nin vicdanına sunuyorum. Madenin 5 kat büyümesine izin veren onay veren rapor. Altında Devlet Bey’in dediği gibi ÇED değerlendirme izin ve genel denetim müdürünün imzası var. Bakın burada ne yazıyor ‘Bakan adına’ imzayı Bakan adına genel müdür atıyor. Devlet Bey siz devleti bilen bir partinin Genel Başkanı olarak bakanın, yani benim adıma yerime imzayı sen at dediği genel müdürün imzasında Bakan Murat Kurum’un sorumlu olmadığını söylüyorsun.

Oysa belge imzanın Murat Kurum adına atıldığını söylüyor. Eğer bakan adına atılan bu imza ile İliç’te bunlar yaşandıysa ve hala bu bakan sorumlu değil deniyorsa ben bunu vicdanlarınıza havale ediyorum.

EKONOMİYE DAİR:

Üretimin ve toplumsal refahın değil de rantın peşine düşülen bir ekonomi düzeni içinde yaşıyoruz. Gelinen aşamada artık ekonominin başındakiler de gerçekleri saklayamaz hale geldiler.

Geçmişte büyük bilinçli hatalar yapıldı. Şimdiki yönetim irrasyonel yöntemler diyor. Şimdi de yaptıklarına rasyonel diyorlar. Ama şunu unutmamak lazım.

Bir takım çıkar grupları dudak uçuklatan teşviklerle kimseye verilmeyen ucuz kredilerle, üretim için teşvik diye aldıkları kredilerle aldıkları gayrimenkullerin onlarca kat değerlenmesiyle zengin ve ayrıcalıklı bir zümre oluştu.

Bu zümrenin en büyük karlarından bir tanesi bu ülkenin geleceğine inanmayan Türk parasına inanmayan değer kaybedeceğini gören ve dolara sarılan bunalar şunu dediler. Aman siz dolar almayan biz size Kur korumalı mevduat yapalım.

Siz paranızı TL’de tutun 25’e gitmesin ama doların artma ihtimalini de biz sigorta edelim. Faizi verelim cebinize koyun eğer dolar beklenin üstüne çıkar faiz gelirini aşarsa farkı biz verelim dediler. 200 milyar dolar ödediler ve bir grup elindeki parayla devleti tehdit eden, Türkiye’nin geleceğine Türk lirasına güvenmeyenlerin şantajlarına siz durun oturun yerinize bu garibanlardan alır size veririz dediler.

Şimdi onlar keyiflerini çatarken 1 Nisan sonrası acı reçete konuşuluyor. Bütün dünya piyasaları bütün ekonomistler 1 Nisan’dan sonra Türkiye’nin sıkı para politikası uygulayacağını.

Yoksulluğun artacağını vergilerin artacağını acı şurubun yoksula dayatılacağını ve o tarihten sonra Türkiye ekonomisinde yabancı yatırımcılar için yeni fırsatlar çıkacağı konuşuluyor. Peki böyle bir felakete doğru gidecek miyiz yok 1 Nisan meselesini 31 Mart akşamı kendi lehimize çevirecek miyiz?

31 MART AKŞAMININ BİR BAŞKA ÖNEMİ

31 Mart akşamının bambaşka bir önemi daha var. Yoksullar garibanlar emekçiler için. Eğer bu iktidar gücüne güç katacak olursa ya da beklemediği bir hezimetle cezalandırılıp sert bir uyarıyı almazsa bu hükümete bir sarı kart gösterilmezse 1 Nisan’dan sonrası felakettir.

Ancak emekçiler kendi geleceklerine sahip çıkacaklarsa hükümetin durumu garanti değil diye mesajı 31 Mart’ta verirse herkes ayağını denk alacak.

Ben vatandaşlara 4 yıl boyunca bir daha seçim olmaması 4 yıl boyunca zenginin kayrılıp sizin yine sömürülmeniz önünde sizin son silahınız son çareniz ve kullanırsanız son yetkiniz 31 Mart seçimleridir gücünüzü bu hükümete gösterin.

Millete faydası olamayan hiçbir tartışmanın tarafı olmayacağız. Hiçbir gerilimin içinde yer almayacağız. Bize ne söylenirse söylensin, bu laf bize muhalefetten geliyorsa cevabımız iki kelime ‘canınız sağ olsun’

Erdoğan muhalefeti kendi içinde tartışmalara çekmeye çalışıyor, konuyor tweet atıyor kime sesleniyor CHP’nin seçmenine. Üzülüyorsunuz küsüyorsunuz diyormuş diyor Adalet ve Kalkınma Partisi’nde birleşin diyor.

Erdoğan daha biz geçen sene Mart ayının 14’üne kadar terörist değil miydik. Erkeklerimiz çürük kadınlarımız sürtük değil miydik. Erdoğan sen değil miydin Hatay’da belediye başkanı benden olmasa hizmet gelmez mahzun kalırsınız bakın Hatay mahzun kaldı diyen.

Bu taş kalplinin kalbindeki taşın yumuşadığına inanacak enayi var mı karşında. Orduya Erdoğan varsa doğalgaz var yoksa doğalgaz yok diyen bir şantajcıya prim verecek birisini görüyor musun karşında CHP’ye ayna tutuğunda o aynayı sana çeviriler.

Varlığını borçlu olduğun millete şantaj yapan bir tükenmişi göreceksin. 6 Şubatta söz verip de 1 yıl sonra çadır konteynere muhtaç ettiğin depremzedeyi orada bırakan bir vicdansızı göreceksin.

O aynaya baktığında kendi çevresini güvende tutup zenginleştirip, milleti yoksulluğa sefalete güvensiz bir yaşama terk eden bir kalpsiz göreceksin. O aynaya baktığında yerel seçimleri kaybedeceğini anladığında Abdullah Öcalan’dan mektup okutacak kadar çürümüş bir siyasetçiyi göreceksin.

ŞEVKİ YILMAZ’A TEPKİ

Şevki Yılmaz çıkmış Abdülhamit’in 4. kuşak torunu Orhan Osmanoğlu’nun kızı Berna Osmanoğlu’nun düğününde nikah şahitliği yapıyor, utanmadan sıkılmadan Osmanlığı süren soysuzları lanetliyorum demiş.

Şevki Yılmaz gibi bir çukura seviyesine inmeye utanacağım birisine. Şevki yılmaz ile siyasi mücadele edemezsiniz. Onunla siyasi mücadelenin bir yolu var, bir tane fosseptik kamyonu bulacaksınız alıp onu laik olduğu yere deşarj edecek. Şevki Yılmaz, Yıldız Sarayı'nın arka bahçesinden İngiliz zırhlısına kaçanların soyundan geliyor. Biz onları denize dökenlerin soyuyuz

Ama hani Erdoğan’da çok soy sop diyor cibilliyet diyor ya. Bu Şevket Yılmaz sordu diye değil ama aziz milletin önünde bir hatırlatma yapalım. Birileri çok sevdikleri bir soydan gelebilirler. İşgal donanması boğazı demirlediğinde kırmızı halı serip ona selam duranların kahve içmeye saraya davet edenlerin soyundan geliyor olabilirler.

Biz o donanmanın arasından geçerken yaverine ne olacak paşam dediğin ‘geldikleri gibi gidecekler çocuk’ diyenlerin soyundan geliyoruz. Şevki Yılmaz Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinden İngiliz zırhlısıyla kaçanların soyundan geliyor.

Biz onları denize dökenlerin soyundan geliyoruz. Bu ülkede Şevki Yılmaz’lar bir avuçtur biz bütün Türkiye’yiz memleketimizle gurur duyuyoruz.

TARTIŞMALARIN ODAĞINDAKİ LÜTFÜ SAVAŞ:

Geçen sene 6 Şubat’ta büyük bir yıkım yaşadık 11 ilimiz etkilendi 10 ilimiz yıkıldı. 5 ilimizde şehrin tamamına yakınını kaybettik. Hatay’ımızda 22 binin üzerinde kaybımız var ve bir seçim sürecine gidiyoruz.

Bu süreçte tabii ki büyük travmalar büyük sosyal hareketler sonucunu doğuruyor. Hatay ile ilgili kararı vermek için çok ince eleyip sık dokuduk. Yüzde 80’inde bir araştırma yaptık.

Hatay için 5 büyük araştırma yaptık. 10 Ocak tarihi geldiğinde emsal kentlerimizin belediye başkanları açıklanırken anketlerde en üst seviyede yer alan Lütfü Savaş’ı adaylaştırdık. Bu konuda bir kısmı Hatay’dan bir kısmı yurdun diğer illerinde yaşayan vatandaşlardan eleştiriler geldi.

Yandaş basın 100 protestonun 99’u bakanlara iken sayın Lütfü Savaş’a yapılan protestolara ki haklı eleştirele başımızla beraberdir ama son 22 yılda Türkiye Cumhuriyeti devletleri Cumhuriyet tarihinde topladığı vergilerin 4 katını toplamış, kentleri depreme afetlere dirençsiz kılmış hükümetin bütün sorumluluğunu bir yere yüklenmesi doğru değildi ama biz mesajı aldık.

Hatta bir reklam filmi çekiliyordu Sayın Savaş dedi ki ben reklamda oynamayayım.

Geçtiğimiz günlerde lansman toplantısı geliyordu biz son güne kadar sahada olan bir anket istedik. Savaş anlayış gösterdi. Lansman toplantısında da olmadı ve ertesi gün Genel Merkez’de toplandık.

Önümüzde bütün anketleri MYK salonumuza Hatay’da aday gösterdiğimiz bütün ilçe belediye başkan adaylarını bütün ilçe başkan adaylarımız toplam 40 kişi oturduk. Bütün ihtimaller değerlendirildi. Bir yandan AKP’nin şantaj yaptığı afetzedeler ve bir yerde anket sonuçlarımız.

Dün gece saat 3’e gelirken biz CHP olarak üzerimize düşen bütün özeleştiriyi yaparak Lütfü Savaş’ın deprem sonrası kendisinin de yakınlarını akrabalarını kaybetmiş birisi olarak ilk günlerde kullandığı ifadelerden kendisinin de üzüldüğü not ederek.

Ama bir yandan da Hatay’ı ele geçirip demografisinin değiştirmek isteyen ve Hatay’ı o kadim medeniyeti o tüm dünlerin birlikte yaşadığı, Hatay’ı alıp da AKP’nin suntasına alıp Hatay’ı Hatay olmaktan çıkaracaklara karşı bütün veriler örgütümüzün talebi ve anketlerdeki seyre baktığımızda Hatay’da yola sayın Lütfü Savaş ile devam etme kararı verdik.

Meselenin kendisi şudur Hatay AKP’nin eline geçerse ne olacağı belli. Her biri birbirinden kıymetli belediye başkanlarımızın Hatay’ı ayağa kaldırmak için Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin yalnız olamayacağına bugün elimizdeki 11 büyükşehir ve yeni alacağımız şehirler.

Dünyadaki siyasi akrabalarımızın yönettiği güçlü modern şehirlerin Hatay’dan dayanışma içinde Hatay’a bir belediye ne yapacaksa daha fazlasını yapacağımıza söz veriyoruz ant içiyoruz.

İlgili Haberler